Samsun’un Terme ilçesinde, ustaların hünerli ellerinde bakır ve kalayın 1400 derece sıcaklıkta eritilmesiyle oluşan el yapımı bateri zilleri, dünyaya açılarak geniş bir tüketici kitlesine hitap ediyor. Bu ziller, dünya çapında 33 ülkeye ihraç ediliyor ve özellikle Amerika ile Avrupa’da büyük ilgi topluyor.
Butik bir üretim tarzını benimseyen bu atölye, kaliteli ve özgün tasarımlarıyla dikkat çekiyor. Ziller, Türk işçiliğinin eşsiz bir örneği olarak öne çıkarken, sanatsal ve işlevsel açıdan değer taşıyor. Bu nedenle, müzik aletleri alanında bilinçli bir kitle oluşturmuş olan Avrupa ve Amerika piyasaları Türk zillerine kayıtsız kalamıyor.
Müzik aleti imalatçısı Hakan Fidan, konuyla ilgili düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor: “Bu iş Türklere özgü olmasına rağmen, Türkiye’de çok fazla bilinmiyor. El işçiliği ile ürettiğimiz için Avrupa ve Amerika’da büyük bir talep görüyoruz. Türk zillerinin kalitesi ve benzersizliği sayesinde tercih ediliyoruz.” Fidan, bu geleneksel üretim tekniğinin sadece Türkler tarafından değil, dünya genelinde daha fazla tanınması gerektiğine inanıyor.
Bu üretim süreci, bakır ve kalayın hassas bir şekilde kontrol edilmesiyle başlıyor. İlk olarak metal, yüksek sıcaklıklarda eritiliyor ve ardından, istenen şekli alması için ustaların el becerileriyle dövülerek şekillendiriliyor. Her bir zil, farklı ton ve ses özelliklerine sahip olup, müzisyenler için geniş bir ses yelpazesi sunuyor.
Özellikle caz müzik grupları ve orkestralar, bu Türk üretimi zilleri tercih ediyor. Müzisyenler, el yapımı bu zillerin sunduğu zengin ve karakteristik seslerden büyük bir memnuniyet duyuyor. Dolayısıyla, Türk zilleri hem profesyonel müzisyenler hem de amatör kullanıcılar tarafından rağbet görüyor.
Sonuç olarak, Türkiye’nin geleneksel el sanatları mirasının bir parçası olan bu ziller, yerel üretimin ötesine geçerek uluslararası bir başarı hikayesine dönüşüyor. Kalite ve sanatın birleşimi olan bu ürünler, “1400 derecede dövülüp dünyaya satılıyor: ‘Türklere özgü olmasına rağmen Türkiye’de çok fazla bilinmiyor” şeklinde kendini tanımlıyor. Hem yerel hem de küresel pazarda daha fazla ilgi görmesi için, bu sanat dalının daha fazla tanıtılması ve desteklenmesi gerekmektedir.