SON DAKİKA HAVA DURUMU TAHMİNLERİ İL İL | Yarın (14 Nisan) hava nasıl olacak? Yağmur...
Çocuklarda şiddet eğiliminde artış var! ‘Prens ve prenses çocuklar patolojik narsistler yarattı’
Dünyada okul baskınları denildiğinde, bugüne kadar akla ilk gelen ülke genellikle ABD olurdu. Ancak, Türkiye son iki gündür benzer nitelikteki olaylarla gündemde. Arka arkaya yaşanan bu trajik olaylar, ülkeyi derinden sarstı. İlk olarak Şanlıurfa’da meydana gelen saldırının hemen ardından, Kahramanmaraş’ta bir öğretmen ve sekiz öğrenci hayatını kaybetti. Bu gelişmeler, okullarda artan şiddet eğilimi ve çocukların ruhsal durumu üzerine ciddi bir tartışmayı da beraberinde getirdi.
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Pediatri Kurumu üyesi Prof. Dr. Burak Doğangün bu konuda önemli açıklamalarda bulundu. “Çocukerkil bir dönemde yaşıyoruz,” diyen Doğangün, bu durumun çocukları narsistik bir kişiliğe dönüştürdüğünü belirtti. Her bireyde bir miktar narsisizmin bulunduğunu ancak bunun kontrolden çıkmasının sonuçlarının çok daha ciddi olabileceğine dikkat çekti. Bu gelişme, sonunda gerçeklik algısının kaybolmasına, yani psikozun oluşmasına sebep olabilir.
Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur ise çocuk suç oranları üzerine çarpıcı veriler sundu. “TÜİK’in 2024 yılı verilerine göre, çocuk suçlarındaki artış, bir önceki yıla oranla yüzde 10 seviyesinde. Bu rakamlar, suça karışma sebebiyle güvenlik birimlerine getirilen tüm çocukları kapsıyor; mağdur olanlar da dahil” şeklinde konuştu. Suça sürüklenen çocuk oranındaki artış ise yüzde 13.3 olarak açıklandı. Prof. Dr. Kasapçopur, bu durumun ülkede şiddetin adeta bir kartopu gibi büyümekte olduğunu gösterdiğini belirtti.
Artan çocuk suçları ve şiddet eğilimleri, aileler ve eğitimciler için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Uzmanlara göre, çocukların psikolojik sağlığını korumak ve onları doğru şekilde yönlendirmek, bu tür olayların önüne geçilmesinde büyük bir rol oynayacak. Çocuklara doğru değerler kazandırmak ve onların duygusal zekalarını geliştirmek, toplumsal huzurun sağlanması açısından kritik öneme sahip.
Gençlerin gelişim süreci dikkate alındığında, ebeveynlerin ve eğitimcilerin, çocukların hem akademik hem de duygusal bilgilerini geliştirme konusunda daha aktif olması gerektiği açıkça görülüyor. Uzmanlar, bu süreçte toplumun tüm kesimlerine büyük görevler düştüğünün altını çiziyor. Çocukların sadece akademik başarıları ile değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal becerilerini de geliştirerek sağlıklı bireyler olarak yetişmesini sağlamak, gelecekte daha huzurlu bir toplum yapısının temelini atmak demektir.